Tiyatro Metinlerinde Alımlama ve Metin Stratejileri – Fakiye Özsoysal

tiyatro-metinlerinde-alimlama-ve-metin-s-fakiye-ozsoysal

Okuyucunun Başkaldırısı – Prof. Dr. Zehra İpşiroğlu
Tiyatro oyunlarının diğer yazınsal türlerden, sözgelimi, öyküden, romandan ayıran özelliği okuyucusunu çok katmanlı bir alımlama sürecinin içine çekmesi; oyun metninin alımlanması, sahne yorumunun alımlanması ya da oyun metniyle sahne yorumunun karşılaştırılarak alımlanması vb. Kuşkusuz burada sıradan okuyucudan ya da izleyiciden, dramaturg, yönetmen ya da eleştirmen gibi profesyonel okuyucuya değin çeşitli alıcı kümelerinden sözedilebilir. Sözgelimi sıradan bir izleyici sahne yorumunu alımlarken, yorumun dayandığı oyunun özellikleri üzerinde pek kafa yormayabilir. Buna karşılık tiyatro eleştirmeni sahne yorumunu çok katmanlı bir alımlama süreci içinde yaşayarak oyun metninin özelliklerini de göz önüne almak, metinle sahne yorumu arasındaki ilişkiyi irdelemek zorundadır. Ya da oyuna yeni bir yorum getirmeyi tasarlayan bir dramaturgun ya da yönetmenin oyun metnini alımlamaları, sıradan bir okuyucununkinden gene çok daha farklı olabilir. Ancak alıcısı kim olursa olsun, alımlamanın kurallarını metnin kendisi oluşturur. Alımlayan, bir yandan oyun metnindeki göstergelerden yola çıkarak metni anlamlandırır, bir yandan da kendi birikimine dayanarak metindeki boş alanları doldurmaya çalışır.
Oyun metni ile alımlayan arasındaki bu iletişimin nasıl gelişeceğini belirleyen yazardır. Ancak okuyucu yazarın çizdiği yolda ilerleyebileceği, başka bir deyişle yazarın ona verdiği rolü benimseyebileceği gibi, yazarla metin arasında yepyeni boş alanlar bulgulayarak, yazarın hiç düşünmediği yollara da sapabilir. Önemli olan bu tür sapmalarda, metindeki göstergelerin göz ardı edilmemesi, kısaca okuyucu ile metin arasındaki iletişimin kopmamasıdır. Bu iletişimde belirleyici olan yazar değil metnin kendisidir.
Klasik oyunların çağdaş bir yaklaşımla sahnelenmesinde kimi yönetmenin oyun metninden bütünüyle koparak yepyeni bir yaratım sürecini başlatması, yeni sahne uyarlamalarına yol açıyor. Burada bilinçli olarak sahne yorumu değil, sahne uyarlamasından sözediyorum. Çünkü bu tür sahnelemelerde yeni bir okuma ve yorumlama biçiminden sözedilemez. Burada oyun metninden bütünüyle bağımsız bir yaklaşımdır sözkonusu olan. Oyun metni yönetmenin yaratıcılığını kamçılayan bir dürtü işlevini görmüştür yalnızca. Son yıllarda bu tür örneklere bizde de sıkca raslanmakta.
Ancak dramaturg ya da yönetmen oyun metnini önemsiyorsa, ciddiye alıyorsa, metni anlamlandırmak için gerçekten bir çaba harcıyorsa, metinle yoğun bir iletişim kaçınılmaz olmuştur. Böylesi bir iletişimde yazar-metin-okuyucu ilişkisi nasıl gelişmekte? Yazar okuyucusunu nasıl yönlendirmekte? Bu yönlendirmenin dayandığı Umberto Eco’nun deyişiyle “örnek okuyucu” nasıl bir okuyucu? Okuyucunun ille yazarın kendisine yakıştırdığı “örnek okuyucu” ya da ideal okuyucu rolünü benimsemesi mi gerekiyor? Ya okuyucu yazarın onu yönlendirmesine izin vermek istemiyorsa? Ya yazara karşı çıkıyorsa, o zaman metine belki de yazarın hiç düşünmediği yepyeni bir yaklaşım getirmesi düşünülemez mi? Bu vb. sorunlar elinizdeki kitabın temelini oluşturuyor. Bertolt Brecht’den Haldun Taner’e, Samuel Beckett’den Melih Cevdet Anday’a değin süregelen bir çizgi içinde seçilen epik ve uyumsuz tiyatro türünde çeşitli oyunlar okuyucunun dramaturgisi doğrultusunda teker teker çözümleniyor, yazarın okuyucu ile ilişkisindeki stratejiler belirlenmeye çalışılıyor. Bu yaklaşım epik ve uyumsuz tiyatro türünde yazılan yerli oyunlara eleştirel bir bakışı da beraberinde getiriyor. Çünkü yerli oyunlarda göze çarpan, yazarların okuyucuyu kendi düşünceleri doğrultusunda belli bir çizgide yönlendirmeye, dahası onu güdümlemeye çalışmaları ve ona kendi düşüncelerini oluşturabileceği düşünsel bir özgürlük alanı pek tanımamaları. Başka bir deyişle otoriter bir yapılanma içinde yazarın her şeyi bilen bir öğretmen konumunda olması, okuyucunun da edilgen öğrenci konumuna itilmesi bu oyunların ortak özelliğini oluşturuyor. Burada ilginç olan yazarların sosyal eleştirel bir yaklaşımla baskıcı ve otoriter bir toplum sistemine karşı çıkmaları, ancak bu karşı çıkışta kendilerinin de otoriter eğilimlerden kurtulamamış olmaları, bu açıdan da karşı çıkışlarını inandırıcı bir biçimde dile getirecek bir söylemi bir türlü yeterince geliştirememeleri.
Okuyucunun dramaturgisinden yola çıkarak gündeme gelen bu eleştirel yaklaşım, “örnek okuyucu” rolüne bir karşı çıkışı dile getiriyor. Oyun metinleriyle yapıcı bir hesaplaşmanın ürünü olan bu karşı çıkışın, okuyucu-metin ilişkisine yeni bir boyut getirdiğini düşünüyorum. Çünkü yazınsal bir metni metindeki göstergelerden yola çıkarak yazara, yazarın iletisine ve stratejisine karşı okuma, yaratıcı okumanın temellerini oluşturuyor. Bu açıdan bu kitabın, başta oyun yazarı, dramaturg, yönetmen, eleştirmen olmak üzere tüm profesyonel okuyuculara seslendiği gibi tiyatroyu seven ve tiyatro üzerinde düşünmek isteyen herkese de bir şeyler söyleyebileceğini düşünüyorum.

Yayına Hazırlayan: Leyla Şimşek
Düzelti: Leyla Şimşek
Tasarım: Faruk Ulay
Tasarım Uygulama: Yekta Kopan
Kapak Resmi: Masks
Türü: İnceleme
© Şubat 2002 altKitap ve Fakiye Özsoysal

Kitabı PDF formatında okumak için aşağıdaki bilgileri doldurun.

E-posta:*
Kutucuktaki yazıyı tekrarlayınız.

Fakiye Özsoysal

Fakiye Özsoysal, 1967 yılında Ceyhan'da doğdu. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi İngiliz Dili Eğitimi Bölümünde, Yüksek Lisans ve Doktorasını İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümünde tamamladı.1993 yılından bu yana Cumhuriyet Gazetesi ve Cumhuriyet Kitap Eki'nde, Milliyet Sanat, Tiyatro..Tiyatro ve Mimesis dergilerinde kitap tanıtım, söyleşi, tiyatro kuramı ve tiyatro eleştirisi yazıları, 1997-99 yıllarında da Hayalet Gemi dergisinde yazınsal denemeleri yayınlandı. Halen İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümünün eğitim kadrosunda görev yapmakta.